Sepetim (0) Toplam: 0,00TL
15774391144411
875791
Lalegül Dergisi Ocak 2020 Sayısı
Lalegül Dergisi Ocak 2020 Sayısı
LALEGUL DERGİSİ
14.90

EDİTÖRDEN

Enes (Radıyallâhü anh)’dan rivayet edildiği üzere Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Zaman yakınlaşmadıkça kıyâmet kopmaz! Bu yakınlaşma öyle olur ki, bir yıl bir ay gibi, ay bir hafta gibi, hafta da bir gün gibi, gün saat gibi, saat de bir çıra tutuşması gibi (kısa) olur.” (Tirmizî, Zühd: 24/2332)

Ahir zamandayız ve Resûlüllah’ın beyanı açıkça zuhur ediyor. Gerçekten de zaman çok çabuk geçiyor ve ömür hızla tükeniyor. İşte koskoca bir yılı daha geride bıraktık, hani ne anladık?.. Boş ver geçen bir seneyi, bu güne kadar yaşadığımız ömürden bir şey anlayabildik mi?.. Bin küsür sene yaşayan Nuh (Aleyhiselam)’a: 

- Dünyadan ne anladın? diye sormuşlar: 

- Dünya iki kapılı bir han, bir kapısından girdim diğer kapısından çıktım, diye cevap vermiş.  

Bin seneden fazla ömür süren Nuh (Aleyhisselam)’a bile dünya hayatı bu kadar kısa geldiğine göre, ahir zaman ümmeti olarak bizim ömrümüzün kısalığını konuşmaya bile gerek yok sanırım. Aslında bu dünya hayatı ne kadar uzun olursa olsun, ahiret hayatına nispetle çok kısadır. Nitekim bir âyet-i kerime’de şöyle buyrulmuştur: 

“(Allah-u Teala inkârcılara): ‘Yeryüzünde kaç sene kaldınız?’ diye sorar. 

(Onlar): ‘Bir gün veya bir günün bir kısmı kadar az bir süre kaldık, sayanlara ((hesap tutan meleklere) sor.’ derler.  

(Allah-u Teala) buyurur: ‘Çok az bir zaman kaldınız, keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.” (Müminûn 112, 113, 114) 

Âhiretin zaman ölçülerine göre dünya hayatı çok kısadır. İnsanoğlu şu dünya hayatında her ne kadar bunu anlayamasa da, öldüğünde anlayacak.. Koskoca bir ömrün, sanki bir akşam veya bir kuşluk vakti kadar kısa olduğunu bilecek.. İşte esas mesele, bunu şu dünya hayatında anlayıp idrak edebilmektir.

Bu kısacık ömür için ne hazırlıklar, ne plan ve programlar yapıyor, binalar imar ediyoruz da, ebedî olan ahiret hayatı için maalesef esaslı bir hazırlık ve tedarik yapmıyoruz. Ne yazık ki, Dünya hayatı bizi oyalıyor ve birçoğumuzu aldatıyor. Yüce Rabbimiz bu konuda bizi ikaz edip uyarıyor: 

“Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı.” (Ankebût: 64) 

Dünya lezzetlerinin, makam ve saltanatının geçici olduğunu keşke anlayıp idrak edebilsek… Zira bizden evvel niceleri, geçici olan şu dünyaya aldandılar ve istemeseler de asıl olan ahiret yurduna gittiler. Şu köhnemiş dünyadan kimler geldi, kimler geçti... Firavunlar, Nemrutlar, Şeddatlar, Hâmanlar, Karunlar hep gittiler. Ne kudretli krallar, kayserler, kisralar dünyaya veda ettiler. Şeytan onları aldatıp kandırdı, yaptıkları isyanları ve zulümleri süsledi. Onlar saraylarında sefahat ve ihtişam dolu bir hayat sürüp zevk ederlerken, halklarını zulümle inim inim inlettiler. 

Sonunda Allah’ın emri geldi ve emanetler geri alındı. Saltanatları, topladıkları servetleri dağılıp gitti. O kuş tüyü sıcak yataklarından alınıp buz gibi toprağa bırakıldılar. Büyük ve gösterişli konaklarından çıkarılıp, o küçücük dar ve karanlık kabirlere indirildiler. Onlardan geriye hiç bir şey kalmadı, ne mal, ne mülk, ne de saltanat... 

“Hele bir bak onlardan yana bir bakiye görebiliyor musun?” (Hâkka: 8)

Onlara bakıp ibret alalım, şöyle bir silkinip kendimize gelelim ve gaflet uykusundan uyanalım. Henüz can tendeyken, hatalarımızı telafi etme imkan ve fırsatımız varken elimizi çabuk tutalım ve ahiret azıklarımızı şimdiden tedarik etmeye gayret edelim. Zira yolumuz uzun, yükümüz ağır. Önümüzde nice meşakkatli merhaleler bizi bekliyor.  

Evet koskoca bir seneyi daha geride bıraktık ve yeni bir seneye girdik. Rabbim evvelce yaptığımız tüm hata ve günahlarımızı affeylesin. Bundan sonra da, hayatımızda tertemiz ve yepyeni bir sayfa açarak imânen daha kâmil, amelen daha sâlih, ahlâken daha yüksek seciyeli kimseler olmayı bizlere nasip eylesin.

Fi emânillah!

 
 
 
---İÇİNDEKİLER---

 

  • EFENDİ HAZRETLERİ'NİN İLMÎ KELÂMLARINDAN
  • Ahmet Mahmut Ünlü : ÖZBEKİSTAN ZİYÂRETLERİ -3- BÜYÜK FAKÎH MERĞÎNÂNÎ, SİLSİLE-İ ALİYYE'DEN ÂRİF-İ RÎVGERÎ (Kuddise Sirruhû), ZENGİ ATÂ VE SEYFÜDDÎN BÂHARZÎ HAZARÂTI
  • Resul Bölükbaş : BAŞIMIZA GELENLER, ZAMANIN SÖZDE ULEMÂSININ DÎNİ TAHRİP ETMELERİNİN NETÎCESİDİR
  • Ahmet Gelişgen : FAZLURRAHMANCILIK ÂFETİ VE DİYÂNET
  • Hasan Kuduoğlu : DEVLET-İ ALİYYE'NİN YİRMİ ALTINCI ŞEYHULİSLÂMI, 2 KERE ŞEYHULİSLÂM OLUP SULTAN 1.AHMED'E KILIÇ KUŞATAN EBU'L-MEYÂMİN MUSTAFÂ EFENDİ (Rahimehullâh)
  • Ömer Faruk Korkmaz : MÜSLÜMANIN ZİHNÎ DÜNYASINDA ALLÂH RASÛLÜ (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) ve SÜNNETİ-İ SENİYYE -1-
  • Hüsamettin Vanlıoğlu : YEMEK YEMENİN SÜNNET VE EDEPLERİ - YEMEK YEMENİN MEKRUHLARI
  • Mustafa Özşimşekler : ÇALIŞMAK İBÂDET MİDİR?
  • Dr. İhsan Şenocak : HİNDİSTAN SEYÂHATİNDEN İBRET LEVHALARI -1-
  • Mustafa Özşimşekler : SAFİYE BİNTİ HUYEY (Radıyallâhü Anhâ) - 2. Bölüm - 

 

---DUALAR, ZİKİRLER ve FAZÎLETLİ AMELLER---

 

  • CEMÂZİYELEVVEL AYININ NAMAZLARI
  • CEMÂZİYELÂHİR AYININ NAMAZLARI
  • SABAH NAMAZINDAN SONRA SÜREKLİ OKUYANI, CÜZÂM, DELİRME, KÖRLÜK VE FELÇTEN KURTARACAK VE KENDİSİNE CENNETİN DÖRT KAPISINI AÇTIRACAK TESBÎHÂT VE DUÂ
  • MÜCERREBÂT-I SENÛSÎ’DEN FAYDALI İLİMLER
  • YETKİLİ YA DA MAKAM SÂHİBİ BİRİYLE ALÂKALI BİR İSTEĞİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN YAPILACAKLAR
  • SİNİRLİ OLAN KİŞİYİ YATIŞTIRMAK İÇİN OKUNACAK DUÂ
  • BİRİSİNDEN İSTEĞİ OLAN KİŞİNİN, İŞİNİN HÂLLOLMASI İÇİN OKUNACAK ÂYET-İ KERÎME
  • (ALLÂH İÇİN BUĞZEDİLEN) BİRİNİN UZAKLAŞMASI İÇİN OKUNACAK ÂYET-İ KERÎMELER
  • EMÂNETİN YA DA MALIN ZÂYİ OLMAKTAN VE ÇALINMAKTAN KORUNMASI İÇİN YAZILACAK DUÂ
  • BİRBİRİNE DARGIN OLAN EŞLERİN BARIŞMASI İÇİN OKUNACAK ÂYET-İ KERÎMELER

 

 

  • Açıklama
    • EDİTÖRDEN

      Enes (Radıyallâhü anh)’dan rivayet edildiği üzere Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Zaman yakınlaşmadıkça kıyâmet kopmaz! Bu yakınlaşma öyle olur ki, bir yıl bir ay gibi, ay bir hafta gibi, hafta da bir gün gibi, gün saat gibi, saat de bir çıra tutuşması gibi (kısa) olur.” (Tirmizî, Zühd: 24/2332)

      Ahir zamandayız ve Resûlüllah’ın beyanı açıkça zuhur ediyor. Gerçekten de zaman çok çabuk geçiyor ve ömür hızla tükeniyor. İşte koskoca bir yılı daha geride bıraktık, hani ne anladık?.. Boş ver geçen bir seneyi, bu güne kadar yaşadığımız ömürden bir şey anlayabildik mi?.. Bin küsür sene yaşayan Nuh (Aleyhiselam)’a: 

      - Dünyadan ne anladın? diye sormuşlar: 

      - Dünya iki kapılı bir han, bir kapısından girdim diğer kapısından çıktım, diye cevap vermiş.  

      Bin seneden fazla ömür süren Nuh (Aleyhisselam)’a bile dünya hayatı bu kadar kısa geldiğine göre, ahir zaman ümmeti olarak bizim ömrümüzün kısalığını konuşmaya bile gerek yok sanırım. Aslında bu dünya hayatı ne kadar uzun olursa olsun, ahiret hayatına nispetle çok kısadır. Nitekim bir âyet-i kerime’de şöyle buyrulmuştur: 

      “(Allah-u Teala inkârcılara): ‘Yeryüzünde kaç sene kaldınız?’ diye sorar. 

      (Onlar): ‘Bir gün veya bir günün bir kısmı kadar az bir süre kaldık, sayanlara ((hesap tutan meleklere) sor.’ derler.  

      (Allah-u Teala) buyurur: ‘Çok az bir zaman kaldınız, keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.” (Müminûn 112, 113, 114) 

      Âhiretin zaman ölçülerine göre dünya hayatı çok kısadır. İnsanoğlu şu dünya hayatında her ne kadar bunu anlayamasa da, öldüğünde anlayacak.. Koskoca bir ömrün, sanki bir akşam veya bir kuşluk vakti kadar kısa olduğunu bilecek.. İşte esas mesele, bunu şu dünya hayatında anlayıp idrak edebilmektir.

      Bu kısacık ömür için ne hazırlıklar, ne plan ve programlar yapıyor, binalar imar ediyoruz da, ebedî olan ahiret hayatı için maalesef esaslı bir hazırlık ve tedarik yapmıyoruz. Ne yazık ki, Dünya hayatı bizi oyalıyor ve birçoğumuzu aldatıyor. Yüce Rabbimiz bu konuda bizi ikaz edip uyarıyor: 

      “Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı.” (Ankebût: 64) 

      Dünya lezzetlerinin, makam ve saltanatının geçici olduğunu keşke anlayıp idrak edebilsek… Zira bizden evvel niceleri, geçici olan şu dünyaya aldandılar ve istemeseler de asıl olan ahiret yurduna gittiler. Şu köhnemiş dünyadan kimler geldi, kimler geçti... Firavunlar, Nemrutlar, Şeddatlar, Hâmanlar, Karunlar hep gittiler. Ne kudretli krallar, kayserler, kisralar dünyaya veda ettiler. Şeytan onları aldatıp kandırdı, yaptıkları isyanları ve zulümleri süsledi. Onlar saraylarında sefahat ve ihtişam dolu bir hayat sürüp zevk ederlerken, halklarını zulümle inim inim inlettiler. 

      Sonunda Allah’ın emri geldi ve emanetler geri alındı. Saltanatları, topladıkları servetleri dağılıp gitti. O kuş tüyü sıcak yataklarından alınıp buz gibi toprağa bırakıldılar. Büyük ve gösterişli konaklarından çıkarılıp, o küçücük dar ve karanlık kabirlere indirildiler. Onlardan geriye hiç bir şey kalmadı, ne mal, ne mülk, ne de saltanat... 

      “Hele bir bak onlardan yana bir bakiye görebiliyor musun?” (Hâkka: 8)

      Onlara bakıp ibret alalım, şöyle bir silkinip kendimize gelelim ve gaflet uykusundan uyanalım. Henüz can tendeyken, hatalarımızı telafi etme imkan ve fırsatımız varken elimizi çabuk tutalım ve ahiret azıklarımızı şimdiden tedarik etmeye gayret edelim. Zira yolumuz uzun, yükümüz ağır. Önümüzde nice meşakkatli merhaleler bizi bekliyor.  

      Evet koskoca bir seneyi daha geride bıraktık ve yeni bir seneye girdik. Rabbim evvelce yaptığımız tüm hata ve günahlarımızı affeylesin. Bundan sonra da, hayatımızda tertemiz ve yepyeni bir sayfa açarak imânen daha kâmil, amelen daha sâlih, ahlâken daha yüksek seciyeli kimseler olmayı bizlere nasip eylesin.

      Fi emânillah!

       
       
       
      ---İÇİNDEKİLER---

       

      • EFENDİ HAZRETLERİ'NİN İLMÎ KELÂMLARINDAN
      • Ahmet Mahmut Ünlü : ÖZBEKİSTAN ZİYÂRETLERİ -3- BÜYÜK FAKÎH MERĞÎNÂNÎ, SİLSİLE-İ ALİYYE'DEN ÂRİF-İ RÎVGERÎ (Kuddise Sirruhû), ZENGİ ATÂ VE SEYFÜDDÎN BÂHARZÎ HAZARÂTI
      • Resul Bölükbaş : BAŞIMIZA GELENLER, ZAMANIN SÖZDE ULEMÂSININ DÎNİ TAHRİP ETMELERİNİN NETÎCESİDİR
      • Ahmet Gelişgen : FAZLURRAHMANCILIK ÂFETİ VE DİYÂNET
      • Hasan Kuduoğlu : DEVLET-İ ALİYYE'NİN YİRMİ ALTINCI ŞEYHULİSLÂMI, 2 KERE ŞEYHULİSLÂM OLUP SULTAN 1.AHMED'E KILIÇ KUŞATAN EBU'L-MEYÂMİN MUSTAFÂ EFENDİ (Rahimehullâh)
      • Ömer Faruk Korkmaz : MÜSLÜMANIN ZİHNÎ DÜNYASINDA ALLÂH RASÛLÜ (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) ve SÜNNETİ-İ SENİYYE -1-
      • Hüsamettin Vanlıoğlu : YEMEK YEMENİN SÜNNET VE EDEPLERİ - YEMEK YEMENİN MEKRUHLARI
      • Mustafa Özşimşekler : ÇALIŞMAK İBÂDET MİDİR?
      • Dr. İhsan Şenocak : HİNDİSTAN SEYÂHATİNDEN İBRET LEVHALARI -1-
      • Mustafa Özşimşekler : SAFİYE BİNTİ HUYEY (Radıyallâhü Anhâ) - 2. Bölüm - 

       

      ---DUALAR, ZİKİRLER ve FAZÎLETLİ AMELLER---

       

      • CEMÂZİYELEVVEL AYININ NAMAZLARI
      • CEMÂZİYELÂHİR AYININ NAMAZLARI
      • SABAH NAMAZINDAN SONRA SÜREKLİ OKUYANI, CÜZÂM, DELİRME, KÖRLÜK VE FELÇTEN KURTARACAK VE KENDİSİNE CENNETİN DÖRT KAPISINI AÇTIRACAK TESBÎHÂT VE DUÂ
      • MÜCERREBÂT-I SENÛSÎ’DEN FAYDALI İLİMLER
      • YETKİLİ YA DA MAKAM SÂHİBİ BİRİYLE ALÂKALI BİR İSTEĞİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN YAPILACAKLAR
      • SİNİRLİ OLAN KİŞİYİ YATIŞTIRMAK İÇİN OKUNACAK DUÂ
      • BİRİSİNDEN İSTEĞİ OLAN KİŞİNİN, İŞİNİN HÂLLOLMASI İÇİN OKUNACAK ÂYET-İ KERÎME
      • (ALLÂH İÇİN BUĞZEDİLEN) BİRİNİN UZAKLAŞMASI İÇİN OKUNACAK ÂYET-İ KERÎMELER
      • EMÂNETİN YA DA MALIN ZÂYİ OLMAKTAN VE ÇALINMAKTAN KORUNMASI İÇİN YAZILACAK DUÂ
      • BİRBİRİNE DARGIN OLAN EŞLERİN BARIŞMASI İÇİN OKUNACAK ÂYET-İ KERÎMELER

       

       

      Stok Kodu
      :
      15774391144411
      Sayfa Sayısı
      :
      96
      Kapak Türü
      :
      Karton Kapak
      Dili
      :
      Türkçe - Arapça
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat